Small Talk 1
Yine bir romana başladık muhtemelen 3. cildi bitirmediğim için sinirliyim. Tamamlarsam eğer sıfırdan birleşmiş şekilde cilt 3 ü birleştireceğim. en önemlisi ise burası kirli bir arşiv gibi ise biraz yeni kitaptan bahsetmek istiyorum. Kendi kendime bir sohbet gibi olacak. yazdığım şeylerin çok kişi tarafından okunması beni her zaman aşırı gerdi ve beklenti olması beni hikayelerden hep uzaklaştırdı. şu an bir yüksek lisansa öğrencisiyim. bu demek ki bolca boş vaktim var. Aİ sağ olsun tez yazmak falan çok kolaylaştı.
Zaman o kadar korkunç hızlı geçmiş ki üçüncü cildi yayınlayalı dört yıl olmuş. yayınlamayı keseli. neyse ana konuya gelirsek... Çizimlerim, hikayelerimin dolu dolu olduğu eski dosyalarım, defterlerim, kağıtlarım ve dijital yüklemelerin olduğu diskleri buldum. aslında bu hikayeyi çok uzun süre önce yazmıştım. çoğu kişinin asla okuyamayacağı ve muhtemelen benimde orijinalini asla bulamayacağım "Efira ve kahramanları" kitabındaki bir şifacının hikayesinden esinlenerek uzatmıştım. Orada Zakkum adı ile geçiyordu kendisi. Kavruk toprakların katil ulusundan bir karakterdi ve gerçekte kimden nefret ettiğini kimi sevdiğini benim bile anlamakta zorlandığım bir kadındı. yaşlı, huysuz ama hep geçmiş hayatındaki ağabeyine duyduğu özlemden hayıflanırdı. Abisinin her zaman ana karakter olan Arami'den daha başarılı ve zeki olduğu ve bu başarının onu ölüme götürdüğünü aynı şeyin Arami'nin başına geleceğini bir kahin gibi söylerdi. Arami kim derseniz Efira'nın kahramanı olamayan ama hırsları ile bir devleti yıkıp geride sadece parçalanmış bir hayat ve onu kaybeden insanların öfkesi ile yüzleşmek zorunda kalan, bir kişinin sevgisi dışında sadece nefretle gömülen bir diplomat... Efira ve Kahramanlarındaki Arami ve Aleksa benim Büyük İskenderi izlerken ve Büyük iskenderin yazdığı mektuplara göz atarken yarattığım bir hikayeydi. Sonra yunan mitolojisini yalayıp yutup mezapotamya kültürü ile yoğurduğum bir hikayemdi. Aslında şu an bana çok uzak olan bir kültürü yoğuruyorum.
Birbirine çok uzak olan kültürü son iki yıldır falan izleyip bir araya getirme çabam var. Afrika vuudo büyücüleri ve Asyanin kaotik hanedanları... Yani bay azıt. Lilian'ı esinlendiğim Zakkumda bir Batılı ama Doğuda mahsur kalmış bir kadındı.
Bu yüzden hikayeye bakarken Lilian'ın son sözleri yazana kadar bir kargaşada olduğunu göreceksiniz.
Bencil
Hırları
Acısı
Korkuları
Talepleri olan bir insan olan Lilian kendini o kadar önemsiz gördü ki anlattığı hikayeyi bile sanki ilahi bir varlık olan ağabeyi Yoiri'ye ithafen yazıyor. Onun aşkını, onun hırslarını, onun tutkusu ve fedakarlıklarını...
Oysa kitapta okuduğumuz Yoiri aslında Lilian'ın gözünden gördüğümüz birisi...
Spoiler sayılacak ama bi kitap boyunca Yoiri'nin hiç düşünceleirni görmeyeceğiz. Hep Lilian'ın anladığı ve aktardığı kadar... Mesafeli ve onun gözlerinden.
Hayranlık duyduğu o adamın aslında olduğu kişi olarak değil kendisinin olamadığı tarafları ile göreceğiz.
Yani biz Lilian olarak bir kitap okuyacağız.
Neredeyse yayınlanmamış şekilde bi yirmi bölüm bitti. şu an böyle gidiyor.
Bu hikayeden beklentim sadece şu stresli sürecimde kafamdaki fazladan yer kaplayan düşünceleri absorbe etmesi üzerine...
Nasıl düşünceler dersek.. yatağa başını koyunca bir başka evrende sıfırdan sürekli dünya yaratmak gibi day dreama dönüşen şeyler.
Sonuç olarak hazırda olan ama bolca imla ve anlatı hatası olan bir yirmi bölüm daha var. bu sefer en heyecanlı yerinde bırakma çabam yok... Çünkü çok sığ bir hikaye. Derinliği yok karakterleri bir çok kayıp masallar ve Efira karakterlerinin karması...
Felsefesi ise yok. sadece kendi duygularını yansıtamadığı için Lilian'ın Yoiri üzerinden bir hikaye anlatmasını okuyacağız. falan.. Arada başka Small Talk yaparım byesss
Yorumlar
Yorum Gönder